Sağlık & Fitness

Arı Sokmasına Karşı Alınması Gereken Tedbirler

Bu yazımızda Arı sokmasına karşı alınması gereken tedbirler nelerdir onları inceleyeceğiz.Arı sokmasına bağlı alerjiler belki de insanlık tarihinin bilinen en eski alerjik reaksiyonudur. Tarih kitapları Mısır firavunu Menes’in M.Ö. 2641’de yaban arısı sokması sonucu hayatını kaybettiğini yazar.

Ama çok şükür ki, arı sokmasına bağlı anaflaksiler sık görülmez. Tabii ki, her arı sokması önemli değildir. Bunların çoğu arının soktuğu yeri ilgilendiren lokal reaksiyonlardır.

Hafif lokal reaksiyonlar arının soktuğu yerde ağrı, yanma, kızarıklık ve şişmeye yol açar ve birkaç saat içinde geçer. Şişen bölgeye soğuk kompres uygulanması ve ağrı kesiciler yeterlidir. Ağır lokal reaksiyonlarda arının soktuğu yerde geniş bir alana yayılan şişlik ve kızarıklık vardır. Bazı kişilerde bulantı, kusma, halsizlik görülebilir; 10 gün sürebilir. Sokulan yer üst solunum yollarına yakınsa tehlikeli olabilir.
4 saatten sonra ortaya çıkan reaksiyonlar çevresel sinir iltihabı, kas güçsüzlüğü, serum hastalığı, böbrek iltihabı, kalp kası iltihabı ve damar iltihabına yol açabilir.

Aynı anda pek çok meselâ 50-100 arı tarafından sokulan kişilerde klinik olarak anaflaksiye benzeyen bir tablo ortaya çıkar. Bu alerjik bir reaksiyon olmayıp zehirde bulunan damarlar üzerine etkili ve enzim yapısındaki maddelerle ilgilidir. Çok sayıda arı tarafından sokulan bazı insanlarda zehre karşı antikorlar oluşabilir ve bunlar daha sonra tekrar sokulduklarında anaflaksi gelişebilir.


 

Arı Sokmasına Bağlı Anaflaksi

Arı sokmasıyla oluşan rahatsızlıkların en önemlisi ölüme kadar gidebilen sonuçlara yol açan anaflaksidir. Anaflaksi halk arasında ‘alerjik şok’ veya ‘alerji koması’ gibi isimlerle bilinir.

Anaflaksi, çok ani olarak ortaya çıkan bir durum olduğu için sadece doktorlar tarafından değil, herkesçe bilinmesi, tanınması ve ilk acil müdahalenin hemen yapılması, hastanın hayatının kurtarılması bakımından çok önemlidir.

Arı sokmasıyla gelişen anaflaksi tablosu diğer anaflaksilerden farklı değildir. Yaygın kurdeşen (ürtiker), deri altı ödemi, kaşıntı, üst solunum yolları tıkanıklığı, hırıltılı solunum ve nefes darlığı, şok ve tansiyon düşüklüğü ile beraber dolaşım yetersizliği, kalp ritim bozuklukları, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi belirtiler vardır.

Anaflaksi riski yüksek olanlar var.

Arı sokmasına bağlı anaflaksilerden ölüm riski yaşlılarda daha yüksektir. Çocuklarda ölüm nadirdir. Kalp ve dolaşım bozukluğu olanlar, beta-bloker sınıfı ilaç kullananlar, baş ve boyundan sokmalar, anaflaksi belirtileri 10-15 dakikada ortaya çıkanlar, adrenalin tedavisi yapılmayanlar veya geç yapılanlarda da ölüm daha fazla görülür. Ölüm sebebi, gırtlak ödemi, inatçı tansiyon düşüklüğü veya kalp krizidir.


 

Arı Sokmasına Karşı Alınması Gereken Tedbirler

  • Arıya alerjisi olanlar bahçe ve piknik alanları gibi arıların çok bulunabileceği ortamlardan uzak durmalı.
  • Arıların bulunabileceği yerlerde uzun kollu gömlek ve pantolonu tercih edilmeli.
  • Mutlaka çorap ve ayakkabı giyin; yalınayak toprağa basmayın.
  • Bahçe işi yaparken eldiven kullanın.
  • Elbiseleriniz parlak renkli olmasın. Kahverengi, arıların hoşlanmadığı bir renktir.
  • Parfüm, deodorant, kolonya, ruj gibi arıları çekebilecek kokuları kullanmayın.
  • Açıkta yemek yemeyin ve açıkta yiyecek bırakmayın.
  • Çöp tenekelerini evin dışında ve açık bırakmayın.
  • Duyarlı kişiler çimen biçme, bahçe ile uğraşma gibi işlerden uzak kalmalı.
  • Arabaya binmeden ve eve girmeden önce içerde arı olup olmadığı kontrol edilmeli.
  • Arı ile karşılaştığınızda sakin olun. Arıyı tahrik edebilecek hareketlerden kaçının.
  • Önce iğneyi çıkartın.
  • Bal arısı sokmalarında ilk yapılması gereken, deriye takılı kalan iğnenin özenle çıkarılmasıdır.
  • İğne elle değil, varsa bir büyüteç yardımıyla ve cımbızla çıkarılmalı, kesinlikle zedelenmemeli. Aksi takdirde iğnenin ucundaki keseden daha fazla zehrin sızmasına fırsat verilmiş olur.
  • Sokulan bölge bol su, sabun veya antiseptik bir solüsyonla ile iyice yıkanır.
  • Sulandırılmış amonyakla dezenfekte edilir.
  • Üzerindeki mikropları öldürmek için aleve tutulan toplu iğne ile sokulan yerdeki üstderi dikkatle kaldırılarak arının iğnesi daha iyi görünür hale getirilir.
  • Sabunla yıkanmış ve alkolle dezenfekte edilmiş bir cımbız ile iğne deriden alınır.
  • Ağrı ve şişmeyi önlemek için buz uygulanır.
  • Sokulan yer kol veya bacaksa yukarı kısımları lenf akımını engellemek için sargı beziyle çok sıkmadan sarılmalı ve kol ve bacaklar yukarı kaldırılmalı.
  • Ağrıya karşı analjezikler, kaşıntıya karşı antihistaminik veya kortizonlu pomatlardan yararlanılır.
    Temel ilaç adrenalin.
  • Anaflaksim tedavisinin temel ilacı adrenalin’dir. Kortizon ve antihistaminik ilaçlar da kullanılır.
  • Duyarlı kimseler kendi kendilerine adrenalin yapmayı öğrenmeli. Bu amaçla, içinde hazır olarak adrenalin bulunan dolmakalem şeklinde özel enjektörler vardır. Kişi bu enjektörü pantolonunun veya elbisesinin üzerinden bile uygulayabilir.
  • Adrenalin iğnesini kendileri yapmak istemeyen veya bundan çekinen kimseler için, astımlıların kullandıklarına benzer spreyler vardır. Acil durumda, bu spreylerin ağız mukozasına 15-20 kere sıkılması ile iğneninkine benzer etki elde edilebilir.

 

Arı Allerjisine Karşı Aşı Tedavisi

Arı alerjisinin belirlenmesinde en önemli yöntem deri testleridir. Test, arı sokmasının üzerinden en az 3-4 hafta geçtikten sonra yapılmalı. Ayrıca kan testi de uygulanabilir ancak duyarlılığı daha azdır. Arı sokmasından sonra, akut alerjik reaksiyon geçiren ve deri testleri pozitif olan kişilerin arı zehrine karşı ‘aşı tedavisi’ görmeleri gerekir. Aşı tedavisinin bir sonraki arı sokmasını önlemedeki etkinliği yüzde 98’dir.
Sadece deri belirtileri gösteren çocukların aşı olmaları şart değildir. Hafif sistemik reaksiyon gösteren erişkinler de belirtileri gideren ilaçlarla tedavi edilebilirler. Aşı tedavisi, standardize arı zehrinden hazırlanmış özütlerle yapılır. Aşılar 100 mikrogram idame dozuna erişildikten sonra 4 haftada bir yapılmaya başlanır. 1 yıl sonra aşılamalar arasındaki süre 8 haftaya kadar açılabilir.

Toplam tedavi süresi 3-5 yıldır, bu zaman içinde deri testleri ve kandaki antikorların kaybolmuş olması gerekir. Tedavinin ömür boyu yapılması gerektiğini ileri sürenler de vardır.