Din & Felsefe Eğitim

Ashab-ı Kehf Nerededir?

Ashab-ı Kehf (أصحاب الكهف) yada Yedi Uyurlar dünyanın değişik kültürlerinde rastlanan ve inançları için halkını terkeden bir topluluğun hikayesidir.Ashab-ı Kehf olayının nerede geçtiği tam olarak bilinmemektedir.

“Ashabu’l-Kehf ve ‘r-Rakim” yani “mağara ve kitabe halkı” olarak adlandırılan bu insanlar, içerisinde yaşadıkları toplumun inançlarını reddederek Allah’ın emir ve yasaklarından yana olduklarını belirtirler.

Tarih ve tefsir kitaplarından bakıldığında bu olay miladi üçüncü asrın ikinci yarısında Anadolu’nun Roma hakimiyetinde olduğu dönemlere rastlar.Bölgenin valisi olan Decius Allah yolunda olan bu gençleri yanına çağırarak, inançlarınızdan vazgeçin demiştir.Aksi takdirde onları öldüreceğini söylemiştir.

Gençler, inançlarının doğru olduğunu ve insanın kendi yaptığı cansız putların batıl inanç olduğunu söyleyerek biz inancımızdan dönmeyiz deyip şehri terk etmişlerdi.Mümin gençler şehir dışında peşlerine takılan bir köpekle beraber civarda bulunan bir mağaraya saklandılar.

Kur’ani İfadeyle:

“Onlar mağaralarında dokuz fazlasıyla üç yüz yıl kaldılar.”(el-Kehf,18/25)

“Ve onlar, uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve onları sağa ve sola doğru çeviririz. Onların köpeği, ön ayaklarını (mağaranın) giriş kısmına uzatmış vaziyettedir. Eğer sen, onlara muttali olsaydın (yakından görseydin), mutlaka onlardan kaçarak (geri) dönerdin. Ve mutlaka sen, onlardan korkuyla dolardın (çok korkardın).” (el-Kehf , 18)

Mağarada üç yüz yıl köpekleri ile birlikte uykuya dalan gençler,vücutları çürümesin diye Allah’ın lutfu ile sağa sola dönerek yaşatılmışlardı.Üç yüz yılın sonunda bir ikindi vakti uyanıverdiler.Uyandıklarında hiçbir şey hissetmeyen bu gençler sanki bir gün kadar uyumuş hissettiler.

Onlar şehirden çıktıktan sonra bu olay unutulup şehirde daha bir çok hadiseler meydana gelmişti.Uyandıktan sonra karınları aç olan bu gençler aralarından bir arkadaşlarını yiyecek bir şeyler alması için ellerinde bulunan para ile şehre gönderirler.Şehrin yolları ve yönetimi de değişmiştir artık insanlara eziyetler çektiren Decius (Dakyanos) devri kapanmıştır.

Şehre gelen Yemliha isimli genç ekmek almaya gittiğinde elindeki parayı gören fırıncı bu gençten şüphelenir ve elindeki paranın define olduğunu sanarak onu yetkililere şikayet eder.

Üç yüz yıl önceki parayla alışveriş yapmak isteyen bu adamın hali garip gelince hükümdarın huzuruna çıkarılır.O dönemde muhtemelen Theodaius hüküm sürmekteydi.Yemliha bir gün önce başlarına gelen bu olayı anlatır.

Fakat gelinen dönemde putperestliğin yerini Hıristiyanlık almış ve öldükten sonra dirilmeye iman eden bir toplum gelmişti.Yemliha’nın anlattıklarını enteresan gören hükümdar şehir halkı ile birlikte diğerlerinin de bulunduğu mağaraya giderler.Mağaraya vardıklarında Yemliha ve arkadaşları yanındaki köpekle beraber ortadan kaybolurlar.

Mağaranın kapısının önüne bir mabed yaptıran hükümdar o saatten sonra mağarayı kutsal bir yer olarak ilan eder.Bu olay hükümdarın ve şehirlilerin ahrete inancının daha da çoğalmasını sağlar.

Bu gençlerin kesin olarak kaç kişi oldukları bilinmemekle birlikte kaynaklarda geçen isimleri şu şekildedir: Yemliha, Mekselina, Meslina, Mernuş, Debernuş, Sezenuş ve Kefetatayyuş olarak adlandırılır.Köpeklerinin ismi ise Kıtmir adını taşıdığı ifade edilmektedir.

Olayın geçtiği yer Tarsus civarı olarak ifade edilmektedir fakat; Elbistan’da, Maraş’ta ve Doğu Türkistan’ın Urumci bölgesinde  geçtiği de rivayetler arasındadır. Hıristiyanlar ise bu olayın Ayasuluk kilisesinde geçtiğine inanmaktadırlar.