Bilim & Teknoloji

Bilgisayarlı Tomografi (BT) Nedir?

Bilgisayarlı tomografi, X-ışını kullanılarak vücudun görüntülerini kesit şeklinde elde etmeyi sağlayan radyolojik teşhis yöntemidir. Bu yöntem, vücudun ince bir kesitinden (1,5-12 mm arasında değişir) X-ışını geçirilerek bu ışınlarda meydana gelen zayıflamaların detektörlerle ölçülmesi sonucunda, bilgisayar üzerinde görüntü oluşturulması temeline dayanır. BT’nin teorisi fizik profesörü Cormak (Kormak) tarafından geliştirilmiştir. Bu yöntem ilk defa beynin incelenmesinde kullanılmıştır ve adına Komputerize Aksiyel Tomografi (CAT) denilmiştir. Ülkemizde ilk defa 1975 yılında uygulanmaya başlanan bu yönteme Bilgisayarlı Beyin Tomografisi (BBT) adı verilmiştir. BT aygıtları; X-ışını kaynağı ve dedektörlerin bulunduğu tarayıcı, bilgilerin toplanıp değerlendirildiği bilgisayar ve görüntülerin yayılıp kaydedildiği görüntüleme ünitesi olmak üzere üç ana bölümden oluşur. Tarama ünitesinde bulunan röntgen tüpü ve dedektörler her taramada hastanın çevresinde birbirine bağlı olarak dönerler. X-ışını yelpaze gibi dar bir şerit şeklinde sınırlandırılmıştır. Kesitin alacağı seviye, ışıklı gösterge ile işaret edilir. Dedektörler, hastadan geçen X-ışını zayıflamasını ölçer. Kesitlerin nereden başlayıp nereye kadar devam edeceğini saptamak amacıyla incelenen bölgenin dijital bir röntgeni alınır. Bunun için incelenecek bölge hareket etmeyen tüp dedektörler arasından geçirilir. Organizmayı geçen X-ışınlarının zayıflama değeri sayısal olarak saptanır. Her pikselin bir sayısal karşılığı vardır. Bu sayılar suyun zayıflama değerini sıfır kabul eden bir ölçeğe göre düzenlenmiştir. +1000’den  1000’e kadar uzanan bu ölçeğe Hounsfield Skalası denir.

Suyun zayıflama değerinin sıfır olduğu bu skalada zayıflaması yüksek olan yumuşak doku ve kemik gibi yapılar skalanın pozitif tarafında; zayıflama değeri sudan düşük olan yağ ve hava gibi maddeler ise skalanın negatif tarafına dizilir. Örneğin, yumuşak dokuların yoğunluğu +40 ile +60HÜ, yağın ise -60 ile -100HÜ arasındadır. Hava -1000HÜ değerindedir.

BT ile beynin doğrudan görüntülenmesi tıpta devrim yaratan bir gelişme olarak kabul edilmiştir. Bu sayede vücudun her tarafı incelenebilir, iyi huylu tümörlerin tanısı konulabilir ve tedaviye verilen cevap takip edilebilir. Ayrıca apse, iltihap ve dejeneratif değişikliklere bakılıp vücutta yer kaplayan lezyonlar belirlenebilir. Fakat farklı yapıdaki kötü huylu lezyonları BT’ye bakarak ayırmak imkânsızdır. Yağ dışında doku karakterizasyonundaki bu yetersizliği, BT’nin klinikte uygulanmasını sınırlayan en önemli etkenlerden biridir.