Hayvanlar & Evcil Hayvanlar

Ebabil Kuşu Ve Özellikleri

Ebabil kuşları dünyanın nadir görülen kuşlarından birisidir.Özellikleri bakımından da adından söz ettiren esrarengiz bir kuş türüdür.Neredeyse bütün ömrü uçmakla geçer.Sadece üremek için yere konan ebabil kuşları bir daha havalanamıyorlar.Kanat yapılarından dolayı albatros kuşu gibi uçarken aynı zamanda uyuyabiliyorlar.

Genellikle açık alanlarda ve kentlerde yaşamını sürdürürler.Boyları 16-17 cm, kırlangıca benzeyen bir yapısı vardır.Kanatları kırlangıçtan daha kavislidir.Geceleri gören bir kuş türüdür.Sadece üreme dönemlerinde yere iner, kayalık ya da yüksek binaların çatılarında yuvalarda uyurlar.

Tiz sesler çıkarırlar ve sürü halinde gezerler.Ayaklarının üzerinde dik şekilde duramazlar.Ülkemizde ilkbahar aylarında görülüp, sonbaharda güney kesimlere göç ederler.

Kur’an-ı Kerim’de Ebabil Kuşu

Kabe’yi yıkmak için büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe’nin ordusuna saldıran kuşlar olarak geçer.

Ebabil, Kur’an-ı Kerim’de Fil Suresinin 3. Ayetinde geçmektedir.Fil suresinde geçen olay şöyle anlatılmaktadır;

Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yaptı? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı. (el-Fil, 105/1-5)

Bu olay peygamber efendimiz Hz.Muhammed’in doğduğu yıl olmuş, orduda bulunan fillerden dolayı Araplar bu olaya “Fil Vakası” geçtiği yıla ise “Fil Yılı” demişlerdir.

Yemen valisi olan Ebehe, miladi 570 yılında San’a şehrinde, “Kulleys” ismini verdiği bir kilise yaptırdı.

Amacı Kabe’yi ziyarete gelen Arapları bu kiliseye yöneltmekti.Bu duruma tepki göstererek Fukaym kabilesine mensup bir Arap bir gece girerek kilisenin içini pisletmişti.Ebrehe bu duruma öfkelenerek Kabe’yi yıkmaya karar verir.

On binlerce asker toplayıp, Mahmud adında büyük bir fil ve diğer fillerle Mekke’ye doğru yola çıktı.Yol üzerinde gördükleri kuvvetleri yenerek yollarına devam ettiler.Askerlerin bir kısmı yolda ayrılarak Taif şehrinde kaldı diğerleri Mekke’ye devam etti.Kalan askerler Peygamber s.a.v’in dedesi ve Kureyş’in reisi olan Abdülmuttalib’in iki yüzü aşkın devesiyle köylünün tüm hayvanlarını götürdüler.

Bu olay üzerine Abdülmuttalib,Ebrehe’nin yanına gider ve develeri geri ver der.

– Ebrehe, Benden develerini istiyorsun da Kabe’den hiç bahsetmiyorsun.Halbuki ben onu yıkmak için geldim.

-Abdülmuttalib, Ben develerin sahibiyim,Kabe’yide koruyacak bir sahibi vardır.

Develeri geri verdiler.Mekke halkı bu güçlü orduyla savaşa giremeyeceği için geri çekildi ve beklemeye başladı.

Ebrehe’nin ordusu Kabe’yi büyük halatlarla bağlayıp fillerle çekip yıkmayı düşünüyordu.Bu sırada Ebrehe’nin yok klavuzluğunu yapan Nüfeyl b. Habib, büyük filin kulağından tutup bir şey fısıldadı ve koşarak dağa çıktı.

Filin kulağına; Ey Mahmud çök! Sakın ilerleme, sağ salim geri dön!

Fil Mekke’ye girişte direnerek yere çöktü.Fili Kabe’ye doğru bir daha yürütemediler.O sırada sürü halinde Ebabil kuşları ortaya çıktı.Her birinin ağzında ve ayaklarında nohut büyüklüğünde birer taş vardı.Bu taşları ordunun üstüne mermi atarcasına boşalttılar.Attıkları taşlar kime rastladıysa delip geçti.Ebrehe ise dönüşe geçtiğinde öldü.Kabe’ye hiç bir şey olmadı.Kur’an’da Fil Suresi bu şekilde geçmektedir.