Din & Felsefe

Somuncu Baba Kimdir?Somuncu Baba Hayatı ve Türbesi

Anadolu’nun manevi fatihlerinden biri olan Hamid-i Aksarayi Hazretleri 14. yüzyılda yaşamıştır.Anadolunun hala istilalarla sarsıldığı bir dönemde umudunu yitirmiş halka hakkı söylemiş ve hakka davet etmiştir.Bursa’da yaptığı ekmeklerin lezzeti dolayısıyla Somuncu Baba lakabıyla meşhur olmuş o günden bu yana hak aşıkları tarafından bu lakapla anılmıştır.

Aldığı yüksek ilime rağmen ömrünü şöhretten kaçarak hayatını sürdürmeye çalışmış, yetiştirdiği birbirinden değerli talebeyle yüzyıllarca İslama hizmet etmeye devam etmiştir.

6 asırdan bu yana Somuncu Baba lakabıyla gönüllere dost olan Şeyh Hamid-i Hazretleri,1349 yılında Kayseri’de dünyaya gelir.Asıl adı Hamid yada Hamidül Din olarak zikredilmekle birlikte Şeyh Hamid-i Veli, Hamid-i Kayseri, Hamid-i Aksarayi, Ekmekçi Hoca isimleriyle de anılmaktadır.Hak aşıkları ve sevenleri kendisini daha çok Somuncu Baba lakabıyla anmıştır.

Aslen Türkistanlı olan Somuncu Baba ilim ve irfan sahibi bir aileye mensuptur.24. kuşaktan Peygamber Efendimizin torunu da olan Somuncu Baba ilk tahsilini Mutasavvuf olan babası Musa Efendi’den almıştır.Oğlunun ilmine büyük önem veren Musa Efendi, Somuncu Babanın Kayseri’de devrin en önde gelen alimlerinden ders almasını sağlar.

Tefsir, kelam, hadis ve fıkıh gibi zahiri ilimlerde yol alan Somuncu Baba tahsilini Kayseri’de tamamlar.Bu sırada hocası ve babası olan Musa Efendi hakka yürür.İlim ve irfan aşkıyla kendine bir gönül rehberi arayan Somuncu Baba ise acem tarafına yola düşer.

Dönemin en önemli eğitim kurumlarından sayılan Hankah-ı Beyazid’de tasavvufun tüm inceliklerini öğrenir.Bu coğrafyada bir çok gönül kapısına uğrayan Somuncu Babanın içinde hiç dinmeyen bir arayış gönlünde durulmayan bir neşe ve coşku vardır.Kendisini ilahi aşka kavuşturacak olan dönemin bir diğer ilim merkezi olan Erdebil’e gider.Tebriz yakınlarındaki Hoy şehrinde gönlüne rehberlik edecek olan hocası Alaaddin Ali Erdebili Hazretlerini bulur.Çalışkan ve yüksek tevazu sahibi olan Somuncu Baba, kısa zamanda hocasının gözdesi olur.

Alaaddin Ali Erdebil Hazretlerinin yaşı ilerlemiştir, hicazetnamesini vererek Somuncu Babayı Anadoluya gönderir.Aldığı diplomayla Kayseriye dönerek orada birçok talebe yetiştirir.En kıymetli öğrencilerinden olan Hacı Bayram Veli’de müderrislik görevini bırakıp Kayseride Somuncu Babanın talebesi olur.Bir bayram günü Somuncu babayı ziyarete gelen Hacı Bayram Veliye “Bayram” diyerek seslendikten sonra Hacı Bayram Veli Hazretleri ömrünün sonuna kadar Bayram ismini kullanır.

Bir taraftan mütevazi bir hayatı olan somuncu baba diğer taraftan talebeler yetiştirir.Bu sebeple Kayseri’de oldukça ünlenmiştir.Kısa süre sonra Bursa’ya gelen Somuncu Baba, bugünkü Molla Fenari mahallesinde iki gözlü bir fırın yapar.Müderrislik mesleğini icra etmek yerine ilmini gizlemek için bir fırıncı gibi yaşamaya başlar ve geçimini ekmek yaparak sağlar. 

Odunundan hamuruna kadar bizzat emek gösterip yaptığı ekmekleri, Bursa sokaklarında ve Sahaflar çarşısında “Somunlar, müminler’ diyerek satar.Kısa sürede ekmeklerinin lezzeti dilden dile dolaşır.Bu lezzet Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt’ın damadı olan Seyyid Emir Sultan Hazretlerinin de kulağına gider.

Bu lezzetli ekmekleri yapan kişiyi merak eden Emir Sultan Hazretleri, Somuncu Babanın fırınına gider.Büyük alim olan Emir Sultan daha sohbetin başında Somuncu Babanın kendini saklayan büyük bir alim ve gönül sultanı olduğunu anlar.

Emir Sultan, sık sık Somuncu Babayı ziyaret ederek sohbetlerinden faydalanır.Bu sorada Niğbolu Zaferini kazanan Yıldırım Beyazıt, şükür nişanesi olarak Ulu Camiyi inşaa ettirir ve Emir Sultandan da cuma gününe denk gelen açılışta cuma namazını kıldırmasını ister.

Bunun üzerine Emir Sultan, “Sultanım bu beldede benden daha alim kimseler vardır.Zamanın büyüğü buradayken bana vaaz etmek düşmez.Bu şeref halkın Somuncu Baba diye bildiği Şeyh Hamide aittir” diyerek hutbeyi onun okumasını ister.

Yıldırım Beyazıt, Somuncu Babadan hutbeyi okumasını ister.Somuncu Baba devlete olan saygısından dolayı bu teklifi halk arasında reddetmez.Somuncu Baba kürsüye çıkmadan önce 

“hay Emir hay neden bizi ifşa ettin der.”

Emir Sultan “senden ileride bir kimse göremediğim için böyle yaptım” cevabını verir.

Tüm Bursa halkı Ulu Camide’dir.Herkes merak içinde ekmek satan bir fırıncının acaba nasıl vaaz vereceğini düşünmektedir.Somuncu Baba önce Fatiha suresinin tefsirini yapar.

Dinleyenlerin arasında Osmanlı tarihinin ilk Şeyhül İslamı Molla Fenari Hazretleri de bulunmaktadır.Molla Fenari, günlerdir Fatiha suresinin anlamıyla uğraşmış ve aklındaki birçok soruya yanıt bulamamıştır.Somuncu Babanın yapmış olduğu tefsir Molla Fenari’nin tüm sorularına yanıt olmuştur.Fatiha suresinin yedi ayrı makamda tefsirini yapan somuncu babayı herkes şaşkınlıkla dinlemiştir.

Bu hadiseden sonra somuncu babanın korktuğu başına gelir.Tüm halk vaazdan sonra elini öpmek için sıraya girmiştir.Kimsenin kalbini kırmadan fırınına geri döner.Bursalıların yoğun ilgisinden dolayı somuncu baba şehirden ayrılmaya karar verir.Talebeleri olan Molla Fenari ve Ak Bedrettin ile bir gün sır olup Bursa’dan uzaklaşırlar.Ardından Bursalılar günlerce fırının önünde beklerler sonra ise Somuncu Babanın gittiğine kanaat getirirler.

Somuncu babanın fırını yüzyıllardır Bursa halkı tarafından korunmakta ve fırın manevi makamı olarak kabul edilmektedir.

Somuncu baba talebeleriyle Aksaray’a gider.Burada talebeler yetiştiren somuncu baba Anadolunun dört yanına talebeler gönderir.Yetiştirdiği talebeler arasında oğlu Yusuf Hakiki’de vardır.Yusuf Hakikinin eğitimiyle bizzat Hacı Bayram Veli Hz. meşgul olmuştur.

Aksaray’da bir müddet kaldıktan sonra yanına Hacı Bayram Veli, Ak Bedrettin ve bazı talebeleri ile beraber kutsal topraklara gider.Aksaray’a tekrar döndükten sonra Hacı Bayram Veliye hicazet vererek talebe yetiştirmesi için Ankaraya gönderir.Bazı araştırmacılara göre Hac dönüşünde Darende de yaşayan oğlu Halil Taybi’nin yanına giderek burada kaldığı ifade edilmektedir.

Somuncu Baba, 65 yaşına geldiğinde vuslat saatinin geldiğini hissederek dostlarını ve talebelerini yanına toplar şu nasihatleri verir.

Arkadaşlarıma ve hak yolundan gidenlere tavsiyem; gizli ve aşikar her yerde Allah’tan korksunlar.Az yesinler az konuşsunlar, az uyusunlar. Avamın arasına az karışsınlar.Tüm kötülüklerden uzak dursunlar.İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.Övülen sıfatlarla süslensinler.Ayrı bir görüşle kendilerini cemaatten ayrı bırakmasınlar.Aç olarak ölseler bile şüpheli olan hiçbir lokmayı yemesinler.

Somuncu baba birbirinden değerli tavsiye ve nasihatlerin ardından,1412 senesinde hakka yürür.Cenaze namazını Ankara’dan gelen Hacı Bayram Veli Hazretleri kıldırır.Sevenleri, talebeleri ve hak aşıkları derin bir üzüntüye kapılır.Hacı Bayram Veli Hazretleri, gönlü yıkık bir şekilde Ankara’ya geri döner.

O bir somun ekmekle kendini sırlamış kendini hakiki dosta teslim etmiştir.Somuncu Babanın türbesi Aksaray il merkezinin kuzeydoğusundaki Kılıçarslan tepesinin eteğinde Evliyalar mezarlığı olarak tanınan Ervah mezarlığındadır.Mezar taşına bakıldığında türbenin 15. yüzyılda yapıldığı, sonradan dergaha dönüştürüldüğü sanılmaktadır.Ayrıca torunları ve yakınlarına ait mezarlarda buradadır.

Türbe,1980 yılında tamir ettirilerek bugünkü hale getirilmiştir.Somuncu Babanın Malatya Darende de bir türbesi daha bulunmaktadır.Buradaki türbeside yüzyıllardır ziyaret edilmektedir.İlk kaynaklara göre Somuncu baba ömrünün geri kalanını Aksaray’da talebeleriyle geçirmiş burada hakka yürüdüğü söylenmiştir.Daha sonra yapılan çalışmalarda ise Malatya Darende de yaşayıp oğlu Halil Taybi ile birlikte defnedildiği de söylenmektedir.Bu türbe Tohma çayı yakınlarındaki Şeyh Hâmid-i Veli zaviyesi kayalık alanın bitiminde bulunmaktadır.

Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesi Darende – Malatya

Somuncu Babanın en bilinen eseri Şerhi Hadisi Erbain’dir.Bu eserde 40 hadisi ifşa etmiştir.Bu eserinin dışında Zikir Risalesi ve Silah’ul Müridin adında iki yazılı eseri daha bulunmaktadır.Şairlik yanıda bulunan Somuncu babanın malesef günümüze ulaşan şiirleri sayılıdır.

Şol gün ki mizan kurula

Hak huzurunda durula

Hizmetçin nara sürüle

Ya rab ne ola halim benim

Hamidinin gözü yaşı

Doldurur dağ ile taşı

Bilmem nidem garip başı

Ya rab ne ola halim benim

Son nefesine kadar hakkın ümit ve korku kapısında kul olmuş, Allah’ın ve resulüne hizmet aşkıyla dolu olan kalbi ilahi aşkın ateşiyle can bulmuş, bir gönül sultanıdır Somuncu Baba Hâmid-i Veli Hazretleri.

Yazı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?