Tarih

Tarihi Kırkpınar Güreşleri

Kırkpınar Yağlı Güreşleri her yıl Haziran ayı sonu Temmuz ayının ilk haftasında,Tunca Nehrinin suladığı yeşil alan olan Sarayiçinde düzenlenir.Eski geleneklerin muhafaza edildiği Tarihi Kırkpınar Güreşleri ve Kültür Etkinlikleri bir hafta devam eder.Çeşitli folklor gösterileri,fuarlar,sergiler,güzellik ve yöresel yemek yarışmalarıyla devam eden festivalin son üç gününde Yağlı Güreş müsabakaları yapılır.

Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile ilgili birçok söylenti vardır.Bunlardan en yaygın olanı da şöyledir:Rumeli’nin fethi sırasında Orhan Gazi’nin kardeşi Süleyman Paşa 40 askeriyle Domuzhisarı Kalesi ile birlikte birkaç kaleyi de ele geçirir.Bu birlik geri dönerken bu gün Yunanistan sınırları içerisinde kalan Samona’daki molalarında güreş tutuşurlar.Bunlardan ikisi yenişemezler.Daha sonra iki güreşçi bir 6 Mayıs Hıdırellez karşılaşmasında Ahırköy çayırlığında yeniden güreşe tutuşurlar.Güreş sabah erkenden başlayıp gece yarısı iki güreşçinin ölümüne kadar sürer.Arkadaşları tarafından orada bulunan bir incir ağacının altına defnedilirler.Yıllar sonra arkadaşları aynı yere tekrar geldiklerinde,iki pehlivan arkadaşlarının gömülü olduğu yerde temiz ve gür bir kırkpınarın şırıl şırıl aktığını görürler.Bunun üzerine o yer ‘Kırkpınar’ olarak adlandırılır ve böylece Kıkpınar Yağlı Güreş geleneği başlar.

Cazgır

Yağlı güreşte pehlivanları seyircilere tanıtır ve güreşi başlatır.Bu kişilere “Cazgır” veya “Salavatçı” denir. Cazgır hakem heyetinin eşleştirdiği pehlivanların tüm özelliklerini uygun mısra ve dualarla tanıtır.

Yağlanma

Güreşçiler, kavranması güç olsun diye, güreş meydanının uygun bir yerinde yağ ve su ile doldurulmuş kazanların etrafında yağlanırlar. Güreşçi pehlivanlar önce sağ el ile sol omuza, göğüse, kol ve kispete yağ sürerler, daha sonra sol el ile aynı işlemi yaparlar. Güreş başladıktan sonra pehlivanlar dilediği zaman çayırda dolaşan ibrikçilerden yağ ve su alabilirler.

Kispet

Yağlı güreşe çıkan her pehlivanın olmazsa olmazlarının başında “Kispet” gelir.  Manda, dana ve malak derisinden yapılan kispetin bel kısmı dört parmak genişliğinde ve kalın olur. Beli sarması için kalın ip geçirilir, bu kısma “Kasnak” denir. Kispetin diz kapağının altına gelen yere “Paça” denir. Paça ile baldır arasına “Paçabent” denilen keçe konur, deri kısım keçenin üzerine çekilir ve üzeri sicimle sıkıca bağlanır. Sıkı bağlanmayan paçadan içeri giren parmaklar sayesinde oyun almak kolaylaşır.

Zembil

Kispetler “Zembil” adı verilen sazdan yapılmış bir torbada taşınırlar. Güreş bittiğinde kispet temizlenir derisinin kurumaması için yağlanır ve bir sonraki güreşe hazırlık yapmak üzere zembile konur. Güreşi bırakan pehlivan zembilini duvara asarak bir daha güreşmeyeceğini anlatmak ister.

Kaynak: edirnekulturturizm.gov.tr