Ayasofya Camii, İstanbul Topkapı Sarayı yanında yer almaktadır.Günümüzde gördüğümüz Ayasofya, aslında 3 kez inşa edilmiş olan 3. Ayasofya’dır.

İlk Ayasofya, 325 yılında Büyük Konstantin tarafından ahşap olarak yapıldı.Aryüs mezhebinden olan ve 408 yılında vefat eden Arkadyus zamanında yandı.

İkinci Ayasofya, Arkadyus’un oğlu Teodosyus tarafından yeniden yaptırıldı.Daha sonra Jüstinyanus zamanında 532 gerçekleşen ihtilalde yeniden yandı.

Yeniden yanan Ayasofya’nın yerine, Justinyanus öncekilerden daha büyük ve görkemli bir kilise inşa etmeye karar verdi.

Bunun üzerine 23 Aralık 532’de başlayan yapım çalışması, 27 Aralık 537’de 5 yıl gibi bir sürede inşa edilerek tamamlanmış hale geldi.Fakat 7 Mayıs 558 yılında meydana gelen depremde kubbesi tamamen çöktü.

Yeniden yapımına başlanan kubbe 562 yılında tamamlandı.Kubbe yapımında bu kez hafif malzemeler kullanıldı.

Ayasofya’nın mimari özelliklerine bakacak olursak, Doğudan Batıya doğru 81 metre, Kuzeyden Güneye doğru 73 ve yüksekliği 57 metredir.

Kareye yakın dikdörtgen olan Ayasofya’nın üzerini 24,3 mt yükseklik ve 33 mt çapında kubbesi örtmektedir.Kubbe üzerinde 40 pencere vardır.Binanın ağırlığını taşıyan 107 adet sütun bulunmaktadır.40 tanesi aşağıda, 67 tanesi yukarıda yer almaktadır.Sütunlarda kullanılan mermerler,Bizans İmparatorluğunun çeşitli yerlerinde bulunan mermer ocaklarının eşi benzeri olmayan en güzelleri seçilerek kullanılmıştır.

İstanbul'un Fethi
İstanbul’un Fethi

İstanbul’un Fethinden Sonra Ayasofya

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in, yıllar önceden vermiş olduğu İstanbul’un Fethi müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed Han, 9 Mayıs 1453 yılında İstanbul’u fethetmiş bununla beraber Ayasofya’nın camiye çevrilmesi emrini vermiştir.Fethi takiben ilk Cuma namazını burada Fatih Sultan Mehmed Han’ın değerli hocası Akşemseddin Hazretleri tarafından kıldırılmıştır.

Fatih Sultan Mehmed Han, Ayasofya’nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyet ve vakfetmiştir.Caminin yanına bir de medrese yaptırmıştır.

İslam dininde resimlerin faydalı ve zararlı olarak ikiye ayrılmış olmasından dolayı, Ayasofya’nın camiye çevrilmesi esnasında duvarlarında bulunan zararlı mozaik resimler alçıyla sıvanarak üzerleri boyanmıştır.Ayrıca güneydoğu tarafındaki istinat duvarı ve tuğla minare, Fatih devrinde inşa edilmiştir.

Kuzeybatısında bulunan minare, Sultan İkinci Bayezid, diğer minareler ise Sultan İkinci Selim devrinde, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.

Sultan Üçüncü Murad devrinde, Mimar Sinan yeniden restorasyon yaparak İmparator Andronikos zamanında yapılan payandaları yeniden örmek ve yeni payandalar inşa etmek suretiyle, caminin çökme tehlikesinin önüne geçmiştir.

Yine bu devirde Ayasofya’da bulunan iki büyük su küpü Bergama’dan getirilmiştir.

Mihrabın iki yanında bulunan şamdanlar Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından Budin’den getirilerek camiye kazandırılmıştır.

Ayasofya Camii, 1809’da Sultan İkinci Mahmud Han, 1847 senesinde Abdülmecid Han ve 1894’te İkinci Abdülhamid Han tarafından tamir edildi.

Duvarlardaki ayetler, Sultan Dördüncü Murad zamanında, Bıçakçızade Mustafa Çelebi tarafından yazılmıştır.Bir şaheser olan mermer mimber ile vaz kürsüsü de bu devre aittir.

Caminin güneyinde, duvarları Kütahya ve İznik çinileriyle kaplı ve çok kıymetli yazma eserler bulunan kütüphane Sultan Birinci Mahmud Han tarafından inşa ettirilmiştir.

Caminin büyük kubbesine asılı olan büyük top kandili Üçüncü Ahmed Han yaptırdı.

Bugün mevcut olup, duvarlarda asılı duran ve Mustafa İzzet Efendinin hattı olan 7,5 m çapındaki lafzatullah, Peygamber efendimizin ve dört halifenin isimleri yazılı yuvarlak levhalar, Abdülmecid Han zamanında asılmıştır.

Ayasofya Camiinin bahçesindeki mezarlığa inşa edilen ilk türbe, Sultan İkinci Selim’e aittir. Bundan sonra Sultan Üçüncü Murad ve Sultan Üçüncü Mehmed’in türbeleri inşa edilmiştir.

Ayrıca Ayasofya’nın bahçesinde Sultan Birinci Mustafa ile Sultan İbrahim’in türbeleri de mevcuttur.

Ayasofya Camii’nin Müzeye Çevrilmesi

Ayasofya’nın figürlerini ortaya çıkarma işi 1931-38 döneminde zamanın hükümeti tarafından Amerikan-Bizans Enstitüsüne verilmiş ve bu enstitü adına T. Whittemore çalışmalara başlamıştır.

1931’de Amerika Bizans Enstitüsü’nün kurucusu Amerikalı arkeolog Thomas Whittemore, Ayasofya’daki mozaiklerin tekrar ortaya çıkarılması için Türkiye’deki yönetimden izin istedi. Cumhuriyetin ilanından sonra, Ayasofya’da bir takım tamiratlara; ibadethane kısmı, dış avlu ve bina etrafı müze haline getirilmek için faaliyetlere girişildi. Daha sonra müzeye çevrilmesine ilişkin alınan Bakanlar Kurulu Kararıyla Ayasofya Cami müzeye dönüştürülmüştür.

Kubbedeki mozaiklerin bir kısmı boya ile kopya edilmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han zamanında mozaikler tamamen kazındığından yeniden yapıldığı da bildirilmektedir.

Ayasofya’nın Tekrar Cami Olarak İbadete Açılması

Ayasofya Camii, bu yazıyı yazdığımız günün ertesi günü yani 10 Temmuz 2020’de, Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.  Danıştayın bu kararı ile Ayasofya’da ibadetin yolu açılmış oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek ibadete açılmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı Kararını “hayırlı olsun” mesajıyla paylaştı. Karar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

“Ayasofya 24 Temmuz 2020 günü açılıyor”

Kültür ve Turizm Bakanlığının, konunun idari ve teknik hazırlıklarıyla, Diyanet İşleri Başkanlığının da dini yönüyle ilgili çalışmalara hemen başladığını aktaran Erdoğan, “Müze statüsünden çıkmasıyla birlikte, Ayasofya Camisi’ne ücretli giriş uygulamasını da kaldırıyoruz. Tüm camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrimüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır.

Hazırlıkları süratle tamamlayarak, 24 Temmuz 2020 Cuma günü, cuma namazı ile birlikte Ayasofya’yı ibadete açmayı planlıyoruz.” bilgisini paylaştı.

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Ayasofya Vakfiyesi Tercümesi

“İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse; Allâh’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.

Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.

Allâh’ın azabı onlaradır.
Allâh işitendir, bilendir.”

(Fatih Sultan Mehmed Han / 1 Haziran 1453)

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Ayasofya Vakfiyesi Tercümesi

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Ayasofya Vakfiyesi Tercümesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz